Rahmân Rahîm olanın adıyla başlarım, Hamd Âlemlarin Rabbi olan Din Gününün sahibi olan Allâh’a aittir.Salât ve Selam Rasülüne , Rasülünün âl ve ashabına olsun, birlikte olma temennisi tarih boyunca Tevhid mücadelesi için mücadele eden Salihlere, Sıddiklere, Şehitlere ve Nebilerle olsun.
Her yeni olanın her yeni başlanılanın ilk adımı, başlangıcı hep zor olmuştur.O yüzden yeni bir başlangıcın sıkıntı ve zorluğu içinde yazmaya başlıyorum.Rabbim İnşaallâh doğru anlamayı, doğru yaşamayı ve doğru anlatıp, doğru yazmayı nasip etsin.
Nasip olursa olaylara ve mes’elelere Kur’ân’i bir perspektif içinde bakmaya ve aynı perspektif içinde İnancımızı ve değerlerimizi izah etmeye çalışacağız.Kur’an bizlere bir “hüden” olarak Âlemlerin Rabbinden gönderilmiştir.O’nun “hüden” olması hayatın onunla anlam kazanması ve O’nun bizim için bir yaşam klavuzu ve bir hayat programı olması demektir.
Bugün, Müslümanların en önemli sorunu hayatın Ku’ran’ın “hüden” liği ışığında değil de olaylara ve sorunlar ışığında Kur’an’a yaklaşılması ve gündemi Kur’an’ın belirlemesi değil de Kur’an’ın gündemi takip etmesi için okunması ve yaklaşılması sorunu var.
Bunda en önemli nedenlerin başında Kur’an okumalarında yapılan yanlışlar yatmaktadır.Bu yanlış “hüden” yerine insanların ve Müslümanların gündeminde başka “hüden” lerin gündem alması yatmaktadır.
Günümüzün yine en önemli sorunlarının başında özelde Türkiye Müslümanlarının “sapı bizden olanlar” tarafında dönüştürülmesi çalışmaları ve bunun getirmiş olduğu rehavet ve vurdumduymazlıktır.Dün canla başla, karınca kararınca bir şeyler yapma, “İslamî Mücadele” içinde olanlar bugün “müteahhitlik” ve “danışmanlık” mücadelesi ve mücahedesi içinde uğraş verir hale gelmişlerdir.Demek ki dönüştürme ihalesini alanlar işlerini gereği gibi yapıyorlar ve başarılı olmaktadırlar.Demek ki bir yerlerde ve bir şeylerde hata yapıyoruz ki dinin anlaşılmasında ve dini anlayışımızda sıkıntılar bitmiyor.Bundan kurtulmanın yolu yeni bir okuma ve yeniden O’nun adına ve O’nun adıyla okumaya başlamak gerekir.
Hz Muhammed (s.a.v) Mekke sokaklarında okumaya başladığında O’nu yok etme ve sesini kesmeye niçin çalıştılar da? Bizim okumalarımız kimse ve ne yazık ki bizim için bile bir farklılık yaratmıyor.Öyleyse bizim okumamızda sorun var demektir.O’nun adıyla değil de başkalarının adıyla okuduğumuzdan kaynaklanıyor demek ki diye düşünüyorum.Çünkü Kur’an okumak , “ezberden veya yüzüne bakarak Kur’an lafızlarıyla konuşmak; ayetleri ve onlardaki manayı anlayarak zihne nakşetmektir.” Zihne nakşedilmeyen, yaşama ve hayata diyeceği olmayan bir okuma bizlere ve mes’elelerimize bir şey diyemez.Ve bu okuma Allah’ın elçisinin okuması ile alakası yoktur.Çünkü Allah’ın adıyla, Yaratan Rabbimiz adına olmayan okumanın bilgi kirliliğinden ve fazlalığından başka kişiye vereceği bir şey yoktur.
Allah’tan gelmeyen, vahye dayanmayan, hayata intibak imkânı olmayan, hayatta bir işe yaramayan, hayatta uygulanma imkânı, uygulanma alanı olmayan, yani okuyandan amel istemeyen, okuyucusunu amele sevk etmeyen bir okuma, okuma değildir. Allah’ın rızasına götürücü olarak yarın mizana konulacak cinsten olmayan bilgileri okumak Allah’ın istediği bir okumak değildir.
O zaman haydi yeniden O’nun adına, O’nun için yeniden okuyalım.İkbal rahmetlinin dediği gibi, sanki bize nazil oluyormuş ve kendi Mekke’miz ilk defa bizim ağzımızdan ve yaşamımızdan ilk defa duyuyormuş gibi…
"(Şu) söylenen her sözü (dikkatle) dinleyen ve onların en güzeline uyan (kullarım)a (müjdeler vardır, çünkü) onlar Allah'ın hidayetine mazhar olmuşlardır ve onlar gerçekten) akıl iz'an sahipleridir.”(Zümer,18)
"Kur'an insanoğluna bir rehber (hü'den), bu rehberliğin apaçık bir delili (beyyine) ve doğruyu yanlıştan ayırd edici bir ölçü (furkan) olarak (ilk defa) bu Ramazan Ayı'nda indirilmiştir...”(Bakara,185)