Ana Sayfa

Hakkımızda Hedader Konferanslar Platform Etkinlikler Platformlar

Yazılar

Videolar

Foto Galeri

Künye

İletişim

Ziyaretçi Defteri

HABER KATEGORİLERİ

TARİHTE BUGÜN

1990 Milli Savunma Bakanı Safa Giray,
Hava Kuvvetlerinden, 17'si subay, 97'si astsubay olmak üzere 114 kişinin irticai örgütlerle ilişkileri olduğu için ordudan atıldığını açıkladı.
1622 Osmanlı İmparatorluğu'nda isyancılar,
ordu ve yönetimde yenilik taraftarı Padişah II. Osman'ı tahttan indirip öldürdüler. Öldürülen ilk padişah olan ''Genç Osman''ın yerine ''Deli Mustafa'', ikinci kez tahta çıkarıldı.
1481 II. Bayezid, Osmanlı tahtına oturdu.

NAMAZ VAKİTLERİ

KİTAPLAR

CANLI YAYINLAR

ZİYARETÇİ DEFTERİ

TARİH : 2011-04-14 -- 12:13:56 tarihinde fevzi yaylacık tarafından gönderildi...
Ülke : Türkiye
Şehir : konya
babamın vefatın dan dolayı göstermiş oldugunuz yardımlarınız ve fedakar dav ranışlarınızlarınızdan dolayı heda çalışan ları yönetimi ve tüm dost ve arkadalara gönül dolusu teşekür ederim allah yar ve yar dım cınız olsun
YENİ MESAJ EKLE | MESAJLARI OKU

Heda Der

Kartınızı Oluşturun
.: Yazarlar :.

 
Mevzuu bâtıl olan bir konudaki yemin geçersizdir!
22/06/2011 - 11:34
gazeteci yazar
Selahaddin E. Çakırgil

Bir ülkede seçmenler tarafından, kendilerini temsil etmeleri için seçilen kişilerin, bir dayatma olarak değil, ve hattâ sözlü olarak bile olması şart olmasa bile, davranışıyla, fiilî olarak, ’Vatanın bütünlüğünü ve halkın birliğini korumak ve güçlendirmek için çalışacağıma söz veriyorum, / yemin ediyorum..’  mânasını yansıtacak şekilde söz vermesi, anlaşılabilecek bir durumdur:

Çünkü, bu gibi kişiler halk tarafından da herhalde bu niyetle seçiliyor, ’ ülkenin parçalanması ve halkın birbirine düşman hale düşürülmesi için çalış..’ diye gönderilmiyorlar.

Ama, bu yemin metninin bir dayatma halinde zorla söyletilmesi, komikliğin ötesinde bir saçmalıktır..

Bu ilkellik ve saçmalık, onyıllardır tekrarlanıp duruyor ülkemizde, bir utanç töreni olarak..  

Önümüzdeki günlerde de, bu saçmalık ve ilkellik, bir komedinin de ötesinde, bir vodvil sahnesi halinde tekrarlanacak ve milletin temsilcisi diye seçilen 550 m.vekili, bu sıfatlarının fiilen ve kanunen başlayabilmesi için, kemalist/ laik rejimin dayatması olan anayasada yazılı bir metni okumak zorunda kalacaklar. Onu okumazlarsa, m.vekillikleri başlatılamıyor..

Bu yemini metninde, ’Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı kalacaklarına’  söz verecekler, and içecekler.. Üstelik de, ’türk etnisitesinden, kavminden olmadıkları’nı haykıran kimseler ’Büyük Türk Milleti huzurunda..’ diye edecekler bu yemini..

Böylesine bir dayatmacılığın neresinde bir mantık vardır?

Ama, ortaya çıkan bunca tepkilerin mantığı, bu dayatmada da gizlidir..

Hangi etnisiteden olursa olsunlar, bu yeminleri etmeye zorlanan herkes de sanki, milletin değil de 73 sene öncelerde ölmüş olan bir siyasî  kişinin vekilliğine seçilmişler gibi gibi bir tuhaf  durum.. (Ölümlerinden sonra 70 yıl  daha hükümdarlık etmiş bir başka sultan örneğini gösterebilir miyiz tarihimizde?) 

Bu durumda, sahi n’apmalı?

*

Bir kaç yol var..

Ya, bazıları, bu bir formaliteden ibarettir deyip, başeğmeyi, taa baştan kabul edilip, ’M. Kemal vekilliği’ ve askerliğine ve onun vesayet ve velayeti altında bir temsilcilik vazifesine başlayacak..

Ya da, anayasanın filanca maddesinde metni okuyorum,  dedikten sonra, ’dayatmasız, kendi hür irademli yaptığım yemin ise, şudur..’ deyip, kendi gönlündeki metni okuyacaktır..

Ya da, ’Ben hür bir m. vekili olarak, hür irademle yemin edebileceğim bir imkan sağlanmadıkça, m.vekilliğine göstermelik olarak başlamam..’ deyip, Meclis’e kamuoyu önünde baskı yapmak, halkın dikkatini, konunun önemi üzerine çekmeye çalışmak yolu zorlanacaktır..

’90 yıldır, tekrarlanıp durulan bu gibi yeminler zorbalığın, tahakkümcülüğün ilâmından gayri ne getirdi? Bu yemin, tiyatroya girilirken, kapıda gösterilen bilet hükmündedir, bu biletin içerde oynanacak olan tiyatro eseriyle hiçbir ilgisi yoktur..’ deyip geçenler de olabilir.

Başka yollar da bulunabilir belki..

Bir diğer konu ise, bu yemin metninin, gerçekte yemin filan olmayıp, bir dayatma, bir zorbalık ve faşizm gösterisi olduğudur..

*

 

Halk ile seçtikleri arasında, verilen yetkiye sâdık kalacaklarına dair fiilî bir sözleşme/ yeminleşme zâten var demektir.. Ama, yetkiyi veren halk yerine, birilerinin 30 yıl önce süngü ucuyla yemin diye yazdırdığı bir takım elfaz yığınını tekrar ettirmek, evet, komikliğin ötesinde bir şeydir..

Bu konuda, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ’yemin edecekler, sonra milletvekili olacaklar. Sonra farklı görüşlerin, bölgelerden gelecek sorunların tartışılabilmesi lâzım. Kim köprüleri atıcı davranırsa, çok yanlış yapar..'' diye, muhtemel bir tartışmaya erken bir şekilde  ve yersiz bir müdahalede bulunmak durumuna düşmüştür.. Halbuki, bu yemin metnine karşı çıkarak yetişmiş bir gençlik kesiminden gelen Abdullah Gülden, bu gibi mantıkdışı zorlama ve formalitelerin kanunlardan temizlenmesi gerektiğini söyleyerek, bir büyük sosyal değişime ’yeşil ışık’ yakması beklenirdi.

Meclis’in açılışında bu yönde bir takım tartışmalar olursa, Erdoğan, Gül ve Arınç ve onlarla aynı çizgiden gelenlerin, bir tavır belirtmeyip, o anayasa dayatmasının mantıksızlığının halk kitleleri arasında da daha bir iyice anlaşılması için, tartışmanın, yemin metnine karşı çıkanlar ile CHP ve MHP arasında cereyan etmesine seyirci kalmaları umulur.. Çünkü, bu iki parti de, yeni yapılması düşünülen anayasa için, mevcud anayasanın Başlangıç kısmınıyla, ’değiştirilmesinin teklif bile edilemiyeceği’ dayatılmış ilk dört maddesine dokunulmamasını şimdiden bir önşart olarak ısrarla belirtip, resmî ideolojiden gelen dayatmacılıklarını sürdürmek istiyorlar..

*

Konu, bir yemin değil; bir başeğdirme, bey’at alma zorbalığıdır..

Bu konuda, Şerafeddin Elçi, ’m.vekilliğinin yürürlüğe girebilmesi için o yemini etmek gerekiyor. Ancak biz buna inanmadığımızı deklare edeceğiz ve o yemini, inanmadığımızı, bağlı kalmıyacağımızı, ama hukukî şekil öyle olduğu için onu yaptığımızı söyleyip, yemin edeceğiz..’ derken Gül’den daha mâkul.. Çünkü, Elçi, zorlanan, dayatılan bir kişi durumunda.. Gül ise, bu hukukî dayatmayı kaldırtmak yolunda bazı imkanlara sahib..

Meclis’in yeni ve renkli isimlerinden olacakları beklenen Altan Tan ve Sırrı Sureyya Önder’in tavırları ise, daha bir ilginç..

Sırrı Sureyya, NTV’ye verdiği mülâkatta, ’ülkenin bu kadar önemli mes’eleleri varken, bir formaliteye bu kadar takılmamak gerekir...’ diye, en önemli konuda, daha baştan başeğmeyi kabullenip, iradesinin ipini kemalist-laik rejimin 100 yıla yaklaşan egemen güç odaklarının gizli veya açık ellerine teslim ederken;  Altan Tan, ’Bu yeminle benim sorunum var. Yani, kemalizme bağlılık yemini olan bu yemin, itikaden yanlış.. Bir anayasal zorunluluk olarak yemin edeceğim, bunun ötesinde de Allah'tan af dileyeceğim..’ demektedir..

Evet, seçim propagandaları esnâsında Başbakan için söylediği ve internet sitelerine, medyaya yansıyan ve, ’Bizim dedelerimiz Şeyh Said’in liderliğinde kemalistlere karşı qıyâm ederken, Tayyîb’in dedeleri fındık toplamakla meşgul idiler’  gibi laflar eden Tan’ın, daha işin başında ve sırtında hiç bir sorumluluk yokken, yelkenleri indirip, şimdi gidip kemalistlerin dayattığı sözleri tekrarlamayı kabulleneceğini açıklaması, zorbalığa, zulme başeğmemek için başını veren Şeyh Saîd’le arasında ne kadar bir benzerlik olduğunu ortaya koymaktadır.

*

Şu noktayı bir daha belirtmek gerekiyor ki, bu yemin, gerçekte bir yemin filan değil, kişinin iradesini selbeden, askıya alan bir dayatmadır, bir zorbalık, bir bey’at ettirme zorlamasıdır..

Bey’at (veya biat)’i, hükûmet eden kişi/ kadro veya sistemin hâkimiyetini kabullenmek için, sadece İslamî terminolojiye aid bir ıstılah/  terim gibi göstermeye çalışan ve böylece müslümanları, bey’at etmeye zorlanmış, bu dayatmacılığa boyun eğmiş, bey’at mantığından gelen, iradelerinin kısıtlanmasını kabullenmiş kimseler olarak göstermeye kemalist- laikler, kendileri de aynı bey’at mantığıyla hareket ettiklerini itiraf cesaretini gösteremeseler de, yemin denilen bu metin de resmî ideolojinin zorla bey’at ettirme / başeğdirme ameliyesi operasyonudur..  

Konunun itiqadî açıdan değerlendirmesine gelince..

Bey’at gönüllü olarak, hür iradeyle olduğu gibi,  zorlamayla olmuştur.. Emevîler’in ilk döneminde, Yezid’e karşı qıyâm eden Abdullah bin Zubeyr’in Mekke’de duruma -kısa süreli de olsa- hâkim olduğu sırada, kendisine karşı çıkan kabile reislerini boyun eğdirmek için, Kabe avlusunda ateş yaktırıp, kendi hâkimiyetine bey’at etmeyenleri ateşe atmakla tehdid yoluyla netice aldığına dair haberler ilginçtir.. Yani, zorla, tehdidle, sindirmeyle, can korkusuyla bey’at ettiriş örneklerinin tarihimizde de pek çok olduğunu kabul etmeliyiz.. Sultanların zer ve zor (altın ve silah) güçlerine karşı çıkanların sadece bu iki güç ile değil, inanç gücüyle de yenilgiye uğratılmaya çalışıldığını, kişi veya kitlelerin sadece dünyalarının değil, ahiretlerinin de harâb olacağı tehdidleriyle sindirildiğini görmezlikten nasıl gelebiliriz?

Bir anekdotu da aktaralım, yeri gelmişken..

İran’da Şahlık rejiminin çöküşüyle sonuçlanan büyük inqılab hareketinin son demlerinde, hele de Şah’ın ülkeden kaçmasıyla artık dayanakları da kalmayan nice subaylar, o büyük inqılab hareketinin lideri, rehberi olan İmam Khomeynî’ye haber gönderip, bey’atlerini açıklamak istediklerini, ancaak, resmî vazifelerine başlarken, Şah’a bağlı kalacaklarına dair, Allah adına yemin ettiklerini, bu yeminin kendilerini bağladığını ve iki arada bir derede kaldıklarını bildirdiler..

İmam Khomeynî, o zaman, ’mevzuu, konusu bâtıl ve harâm olan bir hususda edilen yeminin bağlayacılığı yoktur..’  cevabını verdi..

Sözgelimi, bir kişiyi öldürmesi için kiralık kaatil olarak tutulan bir kişiye ettirilen yeminin bağlayıcılığı olur mu? Veya, bir kumar neticesinde ortaya çıkan alacak-verecek mes’elesinde yapılan yeminlerin bağlayıcılığı olur mu?

Kemalist-laiklerin ve ondan da önce İttihadçıların ve ondan da önce, asırlarımızı dolduran sulta uygulamalarının içinde yapılmış olan bey’at bildirim ve yeminlerinin bağlayıcılığı nedir? Aslolan, kişinin hak ve doğru olduğuna inandığı bir konudaki bağlılığının hür iradesiyle ortaya koymasıdır..


1231

 

 

YORUMLAR

YAZARIN DİĞER YAZILARI

22/06/2011 - 11:34 Mevzuu bâtıl olan bir konudaki yemin geçersizdir!

16/06/2011 - 09:36 ’Gücün ve gücetapar’ların çekim alanından uzak olmak dikkatiyle..

13/06/2011 - 10:08 Müslüman olarak, irademizi her durumda sergilemek yolu kapalı mı?

09/06/2011 - 10:03 Ahlâkî ölçüler içindeki bir iktidar hedefimizi asla unutmadan..

06/06/2011 - 10:34 Bu‚ ’çok daha eşit’ general ve prof.ların hiç mi utanması yok?

01/06/2011 - 11:10 Siyaseti, ahlâkî ölçüleri ayaklar altına alarak mı yapmak?

31/05/2011 - 12:11 ’Mâzi kalbimizde bir yaradır...’ Bir 27 Mayıs yazısı..

26/05/2011 - 09:00 Filistin’de mes’elenin özü, ’diplomatik tanıma’ değil, psikolojik savaşı

21/05/2011 - 08:58 Diktatörlüklerin hâmisi, şimdi de “özgürlük havarisi” rolünde..

18/05/2011 - 10:17 Bunca kan ve gözyaşı, tahakküm hırsını tatmin için..

16/05/2011 - 10:21 Müslüman coğrafyalarındaki sancılara, 'İslam Birliği'nden başka çare var mıdır?

29/04/2011 - 09:19 Suriye’deki hunharlığı anlamak kolay mı?

25/04/2011 - 11:18 Ortadoğu derin çalkantılar içindeyken; Suûdî, İran ve Türkiye rejimleri

20/04/2011 - 12:34 Müslüman coğrafyaları kalb ve beyin sancıları çekerken, evleviyyetleri belirlemek...

15/04/2011 - 11:15 İhtirassız iktidar ve de siyaset olmuyor, yazık ki..

13/04/2011 - 09:54 Din istismarında; kemalist-laik rejimle kim yarışabilir?

08/04/2011 - 09:52 Bizimkine değil, başka diktatörlüklere ölüm! Ama, ’bizim diktatörümüz iyidir!’

06/04/2011 - 10:03 Hile, tehdid ve zor ile hükûmet edenlerden kim, ’hayır’la anılmıştır...

01/04/2011 - 09:42 Sahi, ’kitab çalışması’ diye, bir suç örgütleniyor veya kamufle ediliyorsa..

29/03/2011 - 11:53 ’İnsana en yakın hayvan’lar ve, ’hayvana en yakın insan’lar arasında..

28/03/2011 - 11:52 Evet, onlar ‘Ehl-i Salîb / Haçlılar’ da; Gaddafî ve benzerleri, ‘Ehl-i Gazâ ve Cihad’ mı?

22/03/2011 - 10:14 ‘Bir haşereye, bir haşerenin musallat olması’ ve paradokslar...

19/03/2011 - 10:59 100 yıllık geçmişimizi ve de geleceğimizi etkileyen Ergenekon yargılamaları sürerken...

17/03/2011 - 09:06 Ortadoğu’daki son gelişmelere bakarken.. Yenmek haklılığa, yenilmek de haksızlığa delil değildir!

14/03/2011 - 10:54 Şahıslar fâni; fikir, inanç ve zihniyetler kalıcıdır! -V-

09/03/2011 - 11:02 Şahıslar fânî; fikir, inanç ve zihniyetler, kalıcıdır! -IV-

07/03/2011 - 09:33 Şahıslar fânî; fikir, inanç ve zihniyetler kalıcıdır! -III-

03/03/2011 - 12:23 Şahıslar fânî; fikir, inanç ve zihniyetler kalıcıdır! -I-

28/02/2011 - 10:11 ‘Laik-kutsal türbe’ ve de 'tâciz'

25/02/2011 - 09:26 ‘Libya Kasabı’, ‘Ömer Muhtar’ları öldürmekle bitiremez!

21/02/2011 - 09:22 İran'da İslâm tarihi ibret kaynağı mı olacak; yoksa, tekrar mı edilecek?

19/02/2011 - 10:25 Kalblere zorla hâkim olunamıyacağının örneği: Kıbrıs..

16/02/2011 - 09:46 ‘Kendi halkına kaplan olan bir güc’ün mukavvalığı gösterilmeli..

15/02/2011 - 09:36 Mısır’da da, taşlar/piyonlar yerinden oynadı..

12/02/2011 - 10:03 Sadece İran veya Mısır değil, bütün müslüman coğrafyaları, ‘inkılabçı doğum sancıları’ içinde..

10/02/2011 - 10:48 Kolay mücadeleler, saman alevi gibi kolayca da sönüverir..

05/02/2011 - 10:33 Diplomasi dışı bir uslûb mu; diplomaside yeni bir uslûb mu?

02/02/2011 - 09:50 Çağdaş fir’avunlara karşı; çağdaş Mûsâ’lar gerek..

01/02/2011 - 10:21 Yıkılsın bu rejimler de.. Yerine neyi koyacağımızın hazırlığı yok ise..

27/01/2011 - 09:54 Siyasette uslûb üzerine, bir ’Molla Kasımlık’ denemesi..

24/01/2011 - 10:04 (Dünyanın en güvenilir kurumu olan TSK)’daki ayak kokusu!.

18/01/2011 - 10:10 ’Süren kim?’ oyunu ve, kontrol edemediğin güç, senin değildir..

14/01/2011 - 08:40 ‘Saîd-i Nursî - M. Kemal Savaşı’nda yeni bir cebhe...

12/01/2011 - 10:09 Dünya siyaseti, Ortadoğu’da yeniden şekillenirken... Yaşadığı...

06/01/2011 - 14:38 Dünya, yeni doğum sancılarıyla kıvranırken, olumlu gelişmeleri...

03/01/2011 - 12:13 Emperyalist dünyada olumluluk ölçüsü ve ’Yeni Osmanlı’ feryadlarıyla yükselen yeni paranoia..

27/12/2010 - 14:05 ’İki dil’le konuşanlar da,’barış’tan,’savaş ilân eder gibi’sözederken 2

25/12/2010 - 10:16 ’İki dil’adına konuşanlar da,’barış’tan,’savaş ilan eder gibi’sözederken

23/12/2010 - 09:11 ’İki dil’ adına konuşanlar da, ’barış’tan, ’savaş ilan eder gibi’ sözederken.. -I-

22/12/2010 - 09:21 Mes’elelerin künhüne vâkıf olmadan, ne halledilebilir?

20/12/2010 - 09:31 Nasıl?’ yerine, ‘Niçin öldürüldü?’yü sorgulayamadıkça, Hz. Huseyn...

15/12/2010 - 09:48 Koca kişilerin ‘çocukluk hastalığı’nın nüksetmesi..

09/12/2010 - 10:04 Hiç sırrı olmadığını iddia edenler, yalan söylüyordur…

06/12/2010 - 09:59 İnsanî yardıma ‘evet’; ama, ‘İsrail’in NATO korumasında olmadığı-olamıyacağı’ yanlış..

02/12/2010 - 09:50 WikiLeaks, USA emperyalizmi ve de, ‘Bir fâsık size bir haber getirirse...’

26/11/2010 - 09:16 Generaller de hizaya gelmeli; ‘Türkiye Irak’ta kaybetti mi?’ ve Naipaul..

24/11/2010 - 09:29 Yeni ‘Soğuk Savaş’taki ‘düşman’ın kimliği ortadayken...

20/11/2010 - 15:38 Hz. İbrahîm’in Putkırıcılığı, Haccı ve ‘Qurban’ı ve biz..

11/11/2010 - 08:33 İki durumdan birisi doğru ve normal ise, öteki değildir!

08/11/2010 - 10:22 Cum. resepsiyonunda, cumhûr, sahi nasıl vardı?

05/11/2010 - 09:04 Mücadelede sadece yenmeyi düşünüp, yenilmeyi göze alamayanlar..

29/10/2010 - 09:11 Ortadoğu ’müslüman coğrafyaları’ndan… -2

28/10/2010 - 08:53 Ortadoğu ’müslüman coğrafyaları’ndan…

22/10/2010 - 11:20 Suçluluk psikolojiyle de olsa, ’redd-i mirâs’ ise, bir de alkışlanmalı..

20/10/2010 - 10:40 ’Ateizm’le kolkola olan laik rejimin tasallutu kırılmadıkça..

16/10/2010 - 09:59 ’Millet adına..’ diye diye, milletin ve hukukun tepelenişi..

13/10/2010 - 10:04 Kısa kısa alıntılar ve değiniler..

08/10/2010 - 07:57 Obama’dan sonra, Wullf’dan da bir ‘Müslüman’ yontma çaba ve zavallılığı..

06/10/2010 - 09:28 ‘Bir bölen’ diye suçlanmaktan hep kaçınılan ve ama, bölünmeleri...

01/10/2010 - 09:20 ‘Bana, (devlet cinayet işledi) dedirttiremezsiniz!’ diye, ‘kutsal devlet’ adına işlenen cinayetler

28/09/2010 - 10:28 Hukukun guguklaşması macerası...

27/09/2010 - 08:57 22 Eylûl 1980’in 30. yılında; geçmişe, bugüne ve geleceğe bakmak..

15/09/2010 - 10:52 İnsan hakk ve sorumlulukları ve de özgürlük anlayışı menfaatlere göre belirlenirse..

13/09/2010 - 10:00 Referandum tartışmalarıyla ortaya çıkan şaşırtıcı tablo..

08/09/2010 - 10:06 Referandum tartışmalarıyla ortaya çıkan şaşırtıcı tablo..

06/09/2010 - 10:38 ’Yüce Yargı’ mı, ülke ve halkımıza tuzaklar kuran bir ’fitne odağı’ mı?

03/09/2010 - 10:20 Müslümanlar mı fanatik, ’Obama bin Laden’ diyenler mi?

30/08/2010 - 10:11 Referandum tartışması sürerken, yönetim zaafı olduğu havasını estirenler

27/08/2010 - 10:06 ’Giden gitmiştir / Gittiği anda bitmiştir!’ mantığının acı meyvesi...

26/08/2010 - 10:36 ’Giden gitmiştir, /Gittiği anda bitmiştir!’ mantığının acı meyvesi..

23/08/2010 - 10:09 HSYK ve em. generallerin yeni akıl hocası Hanefi Avcı mı?

21/08/2010 - 10:03 'Referandum’ üzerine bir ‘memorandum/hatırla(t)ma’

17/08/2010 - 09:42 ’Özgürlük diyarı’(!) Amerika’nın, İslâm’a tahammülü..

14/08/2010 - 09:31 ’Kontrol edilemiyen güç; güç değil, bir musîbettir!’

12/08/2010 - 09:14 Tarihi, diktatörlerin bildirdiği şekilde anlamaya, daha ne zamana kadar?

09/08/2010 - 09:16 TSK, kendi ’iç-disiplin’ini, millet iradesine itaatte de göstermeli..

04/08/2010 - 08:49 Sadece sonuçlara göre düşünmek, baştan bir fikir sahibi...

04/08/2010 - 08:48 Saraybosna ve Mostar izlenimleri.. -3

30/07/2010 - 09:13 Saraybosna ve Mostar izlenimleri.. -2

26/07/2010 - 08:52 Saraybosna ve Mostar izlenimleri..

23/07/2010 - 09:47 Çekilen sancılar sadece ölümün değil, yeni bir doğuşun da habercisi olabilir..

20/07/2010 - 09:42 Müslümanların temel problemlerinden birisi de...

15/07/2010 - 09:12 Tarihteki ihtilaf ve partileşme çabalarımızdan düşündürücü...

10/07/2010 - 13:44 Zorba kadrolar, tahakkümlerini ‘hukukun üstünlüğü’ adına...

02/07/2010 - 08:41 ”Söylememek, söylemeğin ‘has’ıdır..” (mı?)

29/06/2010 - 08:32 TSK’nın ve bürokratik oligarşinin halkın içinde eritilmesi fırsatı..

24/06/2010 - 09:16 Kan kanla yıkanmaz da; bunca ordular niyedir?

21/06/2010 - 16:17 Amerikan BOP’u çöktü; şimdi sıra, gerçek ‘Büyük Ortadoğu Birliği’nde..

16/06/2010 - 16:04 TSK, darbe ve siyaset yapmayı bırakıp, aslî işine dönmelidir...

10/06/2010 - 09:11 Türkiye de, siyonist rejim de ’büyük’ oynarken; ’bilge’mizin buyrukları ve de te’vil çabaları..

07/06/2010 - 09:06 'Trajik bir durum, üzgünüz; ama, İsrail’e herşey mubahtır!’

02/06/2010 - 16:29 Haydutlukla kurulan Sionist İsrail rejimi, çılgınlıklardan meded umma...

28/05/2010 - 08:36 Bedr'i, Hayber'i, Kerbela'yı Solumak İsteyenler Güney Lübnan'a Gelsin

27/05/2010 - 08:17 Satyagraha; Hind ’Gandhi’si, TC tipi Gandi, vs..

21/05/2010 - 17:34 Halkımızın ‘haram ilişkileri kabul etmeyen iradesi’ne teslim oluş...

20/05/2010 - 10:39 Bahauddin Yıldız’ın ardından...

15/05/2010 - 08:50 Kemalist/laik dikta rejimindeki demokrasi oyununun 60. yılında..

12/05/2010 - 09:21 Bu istifa, yalan bir iddiaya dayanıyorsa; şerr güçlere zafer...

10/05/2010 - 09:30 Müslümanlar, global emperyalizme karşı direnirken..

07/05/2010 - 18:40 Müslümanlar, global emperyalizme karşı direnirken..

01/05/2010 - 13:54 Yeniçeri zorbalığı ve ‘İttihad-Terakkî’ zihniyeti

28/04/2010 - 09:26 Ortadoğu, yeni doğum sancılarının pençesinde...

21/04/2010 - 14:42 İç ihtilafları yumruk veya silahlarla halledeceğini...

15/04/2010 - 08:50 Tarih, yenen ve yenilenlerin ’zıd değerler harmanı...'

12/04/2010 - 09:08 Paşalar, maşalar, ve de mareşaller..

08/04/2010 - 08:26 Pandora’nın kutusu açılınca..

06/04/2010 - 08:06 Sosyal mes’elelere ‘Bir tarafta Kur’an, bir tarafta Anayasa…

02/04/2010 - 08:20 Tarih, bugün ve yarına ışık tutmak içindir; düşmanlıkları canlı...

30/03/2010 - 08:14 Irak’ta, buhranı daha da derinleştiren bir seçim..

27/03/2010 - 09:02 ‘Ankara’da Anayasso, yap bize de bir iltimaso..’

26/03/2010 - 09:21 ‘Ankara’da Anayasso, yap bize de bir iltimaso..’

24/03/2010 - 08:34 Sionizm silahı geri tepme işaretleri mi veriyor?

20/03/2010 - 09:23 Sionizm silahı geri tepme işaretleri mi veriyor?

18/03/2010 - 08:43 Hukuk, yani, TSK’nın iradesi ve gücetaparlık ve, güç önünde...

13/03/2010 - 16:35 ’Bin dost az’dır, ’bir düşman fazla’!

11/03/2010 - 08:58 Emperyalizm, Kafkasya’da yeni ‘kan gölleri’ oluşturma peşindeyken.. -2

09/03/2010 - 09:09 Emperyalist-şeytanî güçler, yeni ‘kan gölleri’ icad etmeye...

02/03/2010 - 08:50 Milletin ve ülkenin geleceği, TSK’nın kontrol edilebilir bir güç...

26/02/2010 - 09:46 Millete yüzyıldır ’gözaltı’ uygulayan ’kemalist/laik cemaat’in...

15/02/2010 - 11:27 İslam İnqılabı’nın 31. yıldönümünde, dün ve bugününe kısa bir nazar...

12/02/2010 - 10:40 Bir büyük ‘inqılab’ın, ‘İslam İnqılabı’nın dün ve bugüne...

11/02/2010 - 10:15 Askerlikte, darbe gibi, ’intihar’ da bir savaş şeklidir!

04/02/2010 - 09:27 En büyük zulüm, adâlet ve hakk adına yapılandır!

01/02/2010 - 09:16 Hukuk devleti’ değil, ‘darbe devleti’ ve ‘güleryüzlü Frankoculuk..’

26/01/2010 - 15:53 ‘Kimyasal Ali’ler bizde olmadı mı? Halkımız bunları, asla unutmamalı!

25/01/2010 - 23:42 Askerî ve de gerçek faşizm’in gönüllü gözcüleri, ‘sivil faşizm ve...

21/01/2010 - 17:44 Bizim adımız ’ümmet-i vasat’tır; ’ılımlı’ veya ’ifratî müslüman’ değil..

14/01/2010 - 09:46 Bir dokun, bin âhh dinle; ‘kâse-i fağfûr’dan..

08/01/2010 - 10:35 Toplumu ‘paranoyak’laştıranlar, ‘paranoia’ya mubtelâ olurlar!

06/01/2010 - 22:54 Toplumu ‘paranoyak’laştıranlar, ‘paranoia’ya mubtelâ olurlar!

05/01/2010 - 17:37 Hz. Îsâ’nın ‘milâd’ının ve Hz. Huseyn’in sonsuz dirilişe kapı açan şehad

02/01/2010 - 10:13 Hadiselere ve kişilere bakarak ‘hakk’ı değil; ‘hakk’ ölçüsüne göre, kişi ve hadiseleri anlamak…
 

Şehadet ve Şahitlik tefsir dersi Ali Küçük Hoca Tersir Dersi ilmihal dersi on .

ÖNEMLİ DUYURULAR

YAZARLAR

ALINTI YAZARLAR

RÖPORTAJ

AYET -  HADİS  - GÜZEL SÖZ

Bir Ayet
"Allah katında geçerli olan din İslamdır Kitab verilenler kendilerine bilgi geldikten sonra karşılıklı ihtirasları yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Kim Allah'ın ayetlerini inkar ederse bilsin ki, Allah'ın hesaplaşması çok çabuktur." (Ali İmran Sûresi, 3/19)

 
Bir Hadis
Abdullah bin mesud R dan: Ancak iki konuda imrenme vardır.Allahın kendisine mal veripte bu malı hakk yolunda harcattıgı kimse ile Allahın kendisine ilim (hikmet) veripte bu ilimle hüküm veren ve bu ilmi öğreten kimse;
 
Bir Söz
Gözler yaşarmadıkça, gönülde gökkuşağı oluşmaz. (İmam-ı Gazali)
 

ANKET

Yapılan Sivil Anayasa Müslümanların problemlerinin çözümünde ne ifade eder ?
İstenilen hedeflere ulaşılmıştır.
Bir başlangıç olarak iyidir.
İyi şeylerin yapılmasına zemin hazırlayabilir.
Her hangi bir faydası olmamıştır.
Yapılan zulümleri meşrulaştırmaktadır.
Müslümanları rejime payanda yapmaktadır.

Sonuçları Göster

FAYDALI LİNKLER

HAVA DURUMU

BÜLTEN ÜYELİĞİ

Ad
E Mail

Copyright © 2009 HEDA-DER Halk Eğitim Dayanışma ve Araştırma Derneği
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz